Kar Beyaz / Esra Demirkan

2011.04.02-17
2011 Uluslararası İstanbul Film Festivali

Kar Beyaz

Çetin coğrafyalarda insanlar, yaşam rutinlerini doğanın şartlarına göre belirliyor. Doğa, insanların hareket kabiliyetini ve direnç seviyesini, kendi özellikleri doğrultusunda şekillendiriyor. Dahası coğrafi koşullar, orada yaşayanların hayallerinin sınırları ve yaşamı algıladıkları renkler konusunda da önemli bir belirleyici etken. Sabahattin Ali’nin Ayran isimli öyküsünden uyarlanan Kar Beyaz da böyle bir film. 12 Mart 1971 muhtırasının akabinde, Doğu Karadeniz’in bir dağ köyünde geçen küçük öyküsünde, insanların bu sert iklimle olan ilişkisini arka plana alıyor. Ön planda ise, babası cezaevinde olduğu, annesi bakıcılık yaptığı için yalnız kalan küçük kardeşlerine bakmak zorunda olan ayran satıcısı küçük Hasan’ı izliyoruz. Filmin en dikkat çeken yanı, eşyanın kendiliğinden, insan etkisiyle ya da doğaya direnirken çıkardığı seslerden meydana getirilmiş ses kurgusu. Görüntülerden ayrı olarak da planlar, sekanslar oluşturabilen eşya sesleri, aksak ya da kurallı ritimler…

Kar Beyaz, Sabahattin Ali’nin karanlık öykülerindeki kenarda kalmışlık ve direniş temalarını güçlü bir biçimde aktarabiliyor ve yine de umudu elden bırakmıyor. Ne de olsa çay ocağı sahibinin “Bu havada soğuk ayran mı satılırmış!” cümlesine cevap yine filmden geliyor: “Nerede hayat varsa, orada umut vardır.”

*****

Bana yazın.

[email protected]