Aşkla devrim bir arada olmaz mı? / Uğur Vardan

Aşkla devrim bir arada olmaz mı? / Uğur Vardan / hurriyet.com.tr

Devrim o kadar kutsal bir hedefti ki, ona uzanan yolda aşk belki de bir vakit kaybı, gereksiz türden insani bir zaaf, kafa karıştıran bir meşgaleydi. Bu yüzden devrimciler, her daim devrimi aşka tercih ettiler. Belki de nihai hedefe ulaşamadıkları için… Kim bilir sevmek, âşık olmak o kadar da ulvi bir şey değildi.

80 sonrasının hesaplaşma içeren filmlerinde bu türden temalar yoğundu. Kuşkusuz ortada bir tarif vardı ama bu tarifi sinematografik yoldan başarabilen filmler ne yazık ki yoktu. Haftanın yenilerinden ‘Düş Kırgınları’, Mehmet Eroğlu’nun 2005 tarihli romanının sinema uyarlaması. Yönetmenliğini Selim Güneş’in üstlendiği film, girişte kısaca aktarmaya çalıştığımız 80 sonrasının derdini çok da iyi aktaramamış yapımlarını andırıyor. Hikâyenin kahramanı Kuzey, eski dava arkadaşı Sami’yle birlikte Ege’nin şirin bir kasabasında küçük bir motel işletmektedir. Günün birinde, çevredeki Rum köylerinde araştırma yapmak için motele gelen Şafak adlı genç kadın, Kuzey’e yaşama sevinci aşılar. Hayata dair umutlarını kaybetmiş bu eski devrimci, tutunacak bir dal bulmuştur adeta. Ama sevmeyi beceremez, karşı tarafın kendisine gösterdiği ilginin altında ezilir, genç kadın kadar cesur davranamaz, sorumluluk alamaz. Bu duruma tepki gösteren Şafak da arabasına atlar ve…

‘Düş Kırgınları’, kâğıt üzerinde kulak kabartılacak öyküsünü sinemasal açıdan aktarmakta zorlanmış ve ne yazık ki demode bir görüntü sunmuş. Diyaloglar çok kitabi, karakterler de sanki çok durgun (gerçi Kuzey böyle bir kişiliğe sahip ama sanki daha sahici kılınabilirmiş). Sanırım meseleyi eski bir eleştirmen tabiri özetleyebilir: ‘İyi niyetli bir çaba’… (2 / 5)