SÖYLEŞİ / Selim Güneş / Seda Pekçelen

Bu ayın öne çıkan filmlerinden biri geçtiğimiz ay İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen ‘Kar Beyaz’. Fotoğrafçılıktan gelme yönetmen Selim Güneş ile bol ödüllü ilk filmini konuştuk.

Aslen fotoğrafçılık yapıyorsunuz, ‘Kar Beyaz’ ilk filminiz. Sinema filmi yapma hevesine ne zaman kapıldınız? Ne kadardır ilk filminizin hayaliyle yatıp kalkıyorsunuz?
Bazı fotoğrafçıların aklının bir köşesinde sinema hep vardır. Benim de yüreğimde sinemacı olmak yatıyordu. Çocukluğumdan beri sinemayla ilgiliydim ben de. Amcam Hasan Güneş sinema işletmecisiydi. Hep sinemanın içindeydik zaten. İzleyici olarak, okuyucu olarak… O yüzden “sinema yapmalıyım artık” dediğim bir gün oldu diyemem. Fotoğrafla birlikte daha çarpıcı oldu tabii. Yaptığım dia gösterilerinde de bir hikâye anlatırdım. Bazı fotoğraflarım bir sahnenin başlangıç veya bitiş görüntüsü gibidir. Yani fotoğrafla sinema benim için hep birlikte vardı.

Fotoğrafçılıktan gelme yönetmenler filmlerindeki görüntü kalitesiyle genelde kendilerini belli eder. Sizin fotoğrafçı gözünüz sinema filmi çekerken hangi konularda işinize yaradı?
Fotoğrafçı gözü sinema için hem avantaj hem dezavantaj. Anlatacağın şeyleri fotoğrafça düşünürsen sinemadan uzaklaşırsın. Sinemaya başlamadan önce bir öğrenci gibi araştırma yaptım. En çok dikkat etmem gereken görüntülerin nasıl olacağıydı. Fotografik görüntü, görüntü anlamında çok iyi olabilir. Ama hareketli görüntüde anlamını yitiriyorsa bu bir dezavantajdır. Bıçak sırtı bir durum anlayacağınız. Avantajı kullanmak için çok dikkat ettim. Sahne neyi anlatıyor, kamerayı nereye koymalım, çekim ölçeği ne olmalı, bu planda istediğimi elde ettim mi? Yani bu sorulara dikkat ederek sondan başa doğru gelince görüntüye karar verirken fotoğraftaki birikimimin filmime katkısı olduğunu düşünüyorum.

‘Kar Beyaz’ Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film Müziği Ödülü’nü, Sofya Uluslararası Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü, Ankara Uluslararası Film Festivali’nde Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü (En İyi 2. Film), Umut Veren Yeni Senaryo Yazarı ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllerini kazandı. Ayrıca Chicago Film Festivali’nde de Dünya Sineması kategorisinde gösterildi. İlk filminizde bu kadar çok festivalden kabul almayı bekliyor muydunuz? Neler hissettiniz? 
Filmin kurgusu bittiği zaman istediğim gibi bir filmin ortaya çıktığını hissetmiştim. Filme objektif bakınca festivallerde yer alabileceğini düşündüm. Bazı festivallerden davet almak bile ödül gibiydi. Ama insan yarışınca ödül almayı da bekliyor. Doğal olarak da ödül alınca mutlu olduk.

‘Kar Beyaz’ ile katıldığınız festivallerde seyirci veya eleştirmenlerle yaptığınız sohbetlerde, filmle ilgili tahmin etmediğiniz değişik yorumlar, okumalarla karşılaşıyor musunuz? Sizi şaşırtan yorumlar varsa paylaşabilir misiniz?
Tabii birkaç yorum var beni heyecanlandıran. Özellikle Chicago’da edebiyat öğretmeni bir kadının yorumları beni çok heyecanlandırdı. Beğenisini uzun bir yazı ile bizimle paylaşmıştı, yazının bir bölümünü paylaşayım; ‘Bu yılki film festivalinde en sevdiğim film, ‘Kar Beyaz’ adlı Türk yapımı bir film. O zamansız bir eser. Bu filmi sevmemin nedeni kelimelere ihtiyaç duymaması. Karakterlerin eylemlerini diyaloglar yerine duygular ve görüntüler ile veriyor olması. Sonraki adımları ise doğadan algıladıkları ile tetikleniyor’. Dilimizi, kültürümüzü bilmeyen bir insanın filmimiz için bizimle aynı duyguları paylaşması çok güzel. Sofya’da ünlü bir Bulgar kadın yönetmen olan Iglika Triffonova’nın (‘Letters to America’nın yönetmeni) sıcak, samimi görüşleri de bizi mutlu etti. Bir de Antalya’da bir ev hanımı, “Şu an kafamda bazı şeyler dolaşıyor. Kimi duygular karışmış durumda, onları birleştirmeye çalışıyorum” demişti. Bu da beni çok etkilemişti. Ve genellikle film sonrasında kadınların daha çok etkilendiğini gördük.

‘Kar Beyaz’ En İyi Film Müziği Ödülü’nü aldı Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde. Müzikler kime ait?
Bir filmde müzik kullanımı, yönetmenin derdini anlatmakta ne kadar yardımcı oluyor sizce? Kimi yönetmenler sinemasal anlatım öğelerine yüklenerek, hiç müzik kullanmamayı tercih ediyor mesela. Filmin müzik direktörü Mircan. Filmin sonunda çalan Mircan’ın söylediği ninniyi dinlediğimde bu müzik filmin müziği olmalı demiştim. Sözleri ve müziği filmin duygusuyla çok örtüşüyordu. Benim filmim görüntü, ses ve müzikle anlatılıyor. Kimi yerde görüntü öne çıkıyor, kimi yerde ses, kimi yerde müzik. Bunların yetmediği yerde dialoglar devreye giriyor. Bazı yönetmenler müzik kullanmamayı tercih ediyor, bazı yönetmenlerde müzik kullanmayı tercih ediyor. Öyküyü nasıl anlatacağı tamamen yönetmenin tercihi.

‘Kar Beyaz’ın senaryosu Sabahattin Ali’nin ‘Ayran’ adlı eserinden uyarladınız. Neden bu eserde karar kıldınız? Sizi bu eserde en çok etkileyen neydi? 
Sabahattin Ali’nin ‘Ayran’ öyküsünü okuduğumda aklımın bir köşesine ‘bu hikâyeden güzel film olur’ düşüncesi düşmüştü. Fotoğrafçılıktan yönetmenliğe adım atmaya karar verdiğimde yine bu hikâye geldi aklıma. “İnsanın yüreğini bir kurşun gibi delip geçen hikâye” demişti bir yazar. Gerçekten de böyle hissettirdi ‘Ayran’ bana. Bu hikâyeyi film yapmaya karar verdiğimde en büyük desteği ‘Selamsız Bandosu’ ve ‘Züğürt Ağa’ gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni Nesli Çölgeçen’den aldım. Çölgeçen’in ‘bu hikâye film olacaksa bunu Selim sen yaparsın’ sözüyle 2008’de ‘Kar Beyaz’ için kolları sıvadım.

Kendi senaryolarınız da var mı? Varsa bunları da yakın zamanda çekmek niyetinde misiniz?
Şu anda hazır bir senaryom yok. İkinci film için senaryo çalışmalarını yürüten iki senarist arkadaşım var. Ben neyi, nerede ve nasıl anlatmak istediğimi paylaştım. Senaryo ekibinin bir parçasıyım. Amacım senarist olmak değil. Amacım istediğim ve sevdiğim senaryoları filme çekmek. Ayrıca yine bir romanın senaryosu ile de ilgileniyorum. Yani ben artık tek başıma yazmıyorum. En azından ikinci film için niyetim yok. Belki ilerde…

‘Kar Beyaz’ın başrolündeki Hakan Korkmaz daha önce oyunculuk deneyimi olmamış bir isim. Kendisine nasıl ulaştınız? Oyunculuk deneyimi olmayan birine başrol oynatma riskini nasıl aldınız? 
‘Kar Beyaz’ için uzun bir kast araştırması yaptım. Çok fazla çocuğun fotoğrafı geldi. Hakan, kendi memleketim olan Borçka’nın Demirciler Köyü’nde yaşayan bir çocuk. Komşumun oğlu. Mekân araştırması için Artvin’e gittiğimde bir süre kalmak için kendi köyüme gittiğimde Hasan’ı gördüm. Ve duruşuyla bakışıyla hikâyedeki Hasan karakteri bu çocuktur dedim. Hakan Hasan’dır dedim.

‘Kar Beyaz’ın tanıtım metninde ‘Selim Güneş umutsuzluktan umut kotarırken, çok sevdiği John Lennon sözünü selamlayarak, “Nerede yaşam varsa orada umut vardır” diyor’ denmiş. John Lennon size ilham veren isimlerden biri olmalı. Lennon’la ilgili sizi etkileyen nedir? Bu şekilde sizi etkilemiş başka isimler var mı? Kimler ve neden? 
John Lennon sadece beni değil milyonlarca insanı müziği ve dünya görüşüyle ve duruşuyla etkilemiş bir sanatçı. Doğal olarak beni etkileyen bir çok kişi var. Kimler sorusunun cevabı çok uzun. Neden sorusunun cevabı ise hep aynı; insan gibi insan olmaları. Tıpkı Lennon gibi.

Bir sonraki projeniz ne olacak? Fotoğrafla mı devam edeceksiniz yoksa yeni bir film projesi var mı yakın zamanda?
Fotoğrafla ilgili bir projem var. Aynı zamanda ikinci film çalışmalarına da başladık. İkisini bir süre bir arada yürüteceğim.